Yazılar  
Sorular  
Köşeler  
Arşiv    
AnaSayfa 
e-Posta  


Yeni pencerede aç: 800x600Yeni pencerede aç: 1024x768
İndir: 800x600İndir: 1024x768

Organ Mafyası, Ton Balıklı Makarna ve
Herhangi Bir Ağaç


Hakan Demircan hipnoz ile eğitim verdiğini iddia eden bir İngilizce kursuna kayıt yaptırdı. İki ay sonra akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyordu. Üçüncü ay ilerletilmiş kurlara kayıt oldu. Bu kurda öğrenciler hipnozdan daha etkili bir yöntem olan anestezi ile uyutuluyorlardı. Dört ay sonra Hakan Demircan'ın böbreklerinden birisi gitmişti.

Hakan Demircan'a "tamam da adamların organ mafyası olabileceğinden hiç şüphelendiğin olmadı mı?" diye soruyorum.

"Aslında seviye tespit sınavında kan tahlili yapmaları bana garip gelmişti, ama o an hipnoz ile eğitim konseptinin tamamı yeterince garip geliyordu zaten, fazla üzerinde durmadım" diye cevap veriyor.



Eve geldim. Eşim kolunun öbür tekini arıyordu. İnsan terliğinin bir tekini kaybedebilir, bu anlaşılır bir durumdur. Peki insan kolunun tekini nasıl kaybeder? Bu sorunun cevabını çok merak ediyordum. Merakımı gidermek için,

"Sen yoksa benin düşüncelerimin yankısı mısın?" diye sordum.

"Hayır" dedi.

"Neden?"

"Büyümedim ben henüz senin düşüncelerinin yankısı olacak kadar" diyerek cevap verdi. Bu cevabın üzerine yerde beni bekleyen ton balıklı makarnayı yemeye koyuldum. Yanıma oturdu.

- Evden eve satranç servisi yapan bir firma neden yok?, diye sordu

- Sen daha kolunun tekini bulamıyorsun, satranç nasıl oynayacaksın?

- Satranç kol gücü ile değil zeka gücü ile oynanan bir oyundur bir kere.

Kızarak uzaklaştı.



Kalkış için yirmi dakika uyarısını duyunca kendimi "kalkış için yirmi dakika uyarısını duyduğunda kendisini çaresiz hisseden herhangi bir kişi kadar" çaresiz hissettim. İkimiz de farklı yönlere uçuyorduk. İkimiz de vücutlarımızı uçağa bindirmeye niyetliydik. Belli ki birbirimizi bir daha hiç görmeyecektik. Örnekleri bir kenara bırakarak ana fikrimi açıkladım;

"Allah'ın varlığını kabul etmek bir insanı Müslüman yapmaz. Müslüman olmak için Allah'ın tek ilah olduğunu kabul etmek ve ondan başka bütün ilahları red etmek gerekir.

Kişi ki;

Sevgilisini Allah'tan çok seviyor.
İşini kaybetme korkusu Allah korkusunun önüne geçiyor.
Hükümler son derece açık iken "bence günde bir kadeh şarap içmekte bir sakınca yok" diyerek arzularını hüküm koyucu olarak tayin ediyor.

Bu kişi Müslüman değildir. Kuran'da onlara müşrik, yani şirk koşan denilmektedir."

Bunu ona borçlu olduğumu hissediyordum. Fotoğraf makinem için zigot zigot film ararken çantasından bana bir rulo film çıkarmıştı. Düşünürseniz bu az bir borç değildir.

"Film için de teşekkürler. Burada gerçekten kaçırmak istemeyeceğim pozlar yakaladım."


"Gelenek" batının gelişen medeniyet teorisi karşısında kendi teorilerini ortaya koyamamanın yarattığı aşağılık kompleksinin bir neticesi olarak, bu teori ile uyumlu reaksiyonlar geliştirmiştir. Bu reaksiyonlar "İslam'daki bütün günah ve sevapların aslında somut zarar ve faydalara dayandığının açıklanması" şeklinde bir ürün açığa çıkarmaktadır.

Reaksiyona dair günlük yaşamdan örnekler;

Soru : "Domuz eti neden haramdır?"

Tez : Domuz pis bir hayvandır. Domuz etinde bakteriler oluşmaktadır.

Anti Tez : Allah (cc), domuzu da tavuk gibi, yeşilliklerde yaşayan, eti bakteri üretmeyen bir canlı olarak yaratamaz mıydı?

Soru : "İçki neden haramdır?"

Tez : Sarhoş bir kişinin kendisine ve çevresine verebileceği zararlar ve alkollü maddelerin vücutta sebep olduğu hasarlardan ötürü.

Anti Tez : Allah (cc) dileseydi içki diye bir içeceği hiç var etmeyebilirdi. Dileseydi bunu bir "an" içerisinde yapardı.

Soru : "Oruç neden farzdır?"

Tez : Bütün bir sene yorulan midenin bir ay boyunca dinlendirilmesi gereği.

Anti Tez : Kalp bütün bir ömür boyunca bir an bile dinlenmeksizin kan pompalayabiliyor. Kalbin bir ay dinlendiğini düşünebiliyor musunuz ? Bir dakika? Birkaç saniye? Allah (cc) mideyi de kalp gibi yaratabilirdi. Bunu yapmak Allah (cc) için çok da kolaydır.



"Gelenek" batının donelerine aynı frekansta cevap vermeye çalıştıkça, hayatın sadece sınavdan ibaret, geçici bir gerçeklik olduğunu unuttu.

"Gelenek" hayatın katı modellerine daha sıkı sarıldıkça, dini, içinde yaşadığı "oyun odası"nın kültürel bileşenlerinden biri haline getirdi.

"Gelenek" en sonunda dini kuşaktan kuşağa nakledilen şekilsel bir bilgiye dönüştürdü. İşte bu noktada hayatın bir sınav olduğu gerçeği tamamen unutuldu.






Allah'ın domuzu ve içkiyi yasak etmesinin, orucu farz etmesinin tek bir sebebi vardır. Emir ve yasakların tek sebebi insanın iradesini, inancını, kendi egolarına karşı direncini sınamaktır. Hz. Adem ve Hz. Havva'dan itibaren bütün insanlar bu sınava tabi olmuşlardır.

Allah (cc) onlara "Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz" buyurmuştu. (A'raf - 19)

Arapça metinlere baktığımız zaman "şu ağaç" a karşılık olarak "şecera" kelimesinin geldiğini görüyoruz; yani [ herhangi bir ] ağaç.

Bu ağaç

zehirli,

yenildiğinde ölüme sebebiyet veren,

insanı melek yapan

ya da bilginin kapılarını açan bir ağaç

değildi.

Bu ağaç Allah'ın (cc) Hz. Adem ve Hz. Havva'yı denemek için seçtiği herhangi bir ağaçtı, ve onlar bu ağaca yaklaştılar.

Şeytan'ın aksine Hz. Adem ve Hz. Havva yaptıkları hatadan sonra günahlarını kabul etme ve tevbe etme erdemini göstermişlerdir. "Bizce bu ağacı yememizde hiçbir sakınca yok. Bu da diğerleri gibi sıradan bir ağaç. Hem sen dilersen bu ağaçtan sonsuz tane daha yaratabilirsin" dememişlerdir. Eylemlerini kendi ürettikleri hükümlere dayandırmak yerine;

"Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz." (A'raf - 23) diyerek bağışlanmayı dilemişlerdir.

Şeytan ise gururuna yenik düşmüş, kendisinin ateşten, insanın ise topraktan yaratılmış olduğunu öne sürerek emredildiği halde secde etmeyi red etmişti. Böylece Allah'ın (cc) açık hükmüne karşı kendi hükmünü ileri sürerek cehennemin ebedi kalıcısı oldu.

Günlük hayatta "eylemlerini kendi söylemlerine dayandıran ve yaratıcısına büyüklük taslayan" bu davranış modeline çok sık tanık oluruz.

E.M. (Erkek, 29, İstanbul, Tezgahtar)

"Bence günde bir kadeh içki içmenin bir zararı yoktur. Hatta kan yapıcı bir etkisi vardır."

B.T. (Kadın, 19, Ankara, Öğrenci)

"Bence insanın önemli olan içindeki. İbadetin bir önemi yok. İçin kötü olduktan sonra ne kadar namaz kılarsan kıl boşuna."

H.Ç. (Erkek, 43, Muğla, Pansiyon İşletmecisi)

"Cumaları kıl, bayramları da kıl yeter. Zaten biz Müslümanız, cehennemde ne kadar kalsak da en sonunda cennete gireceğiz."



Ton balıklı makarnamı yemeyi bitirdiğim sırada içeri girdi.

"Kolunu buldun mu?" diye sordum. Gereksiz bir soru olduğu mutlaktı. Kolunu bulduğunu görüyordum.

- Bilmiyorum. Bu kol artık benim kolum değil sanki

- Kimin kolu?

- Bilmiyorum ki, belki de senin kolun

- Satranç oynar mısın?

- Ben satranç oynamayı da bilmiyorum, diyerek cevap verdi.









Bir Sonraki Yazı:

Doğu mistizminin Anadolu'ya etkisi; Tasavvuf.

...

"Televizyonu kapatayım mı?" diye sordum. Cevap gelmedi. Televizyonu kapattım.

Tea-Rex "Televizyonu neden kapattın?" diye sordu. Kapatmadan önce sormuştum oysa. Sincap ona dönerek "Televizyon öldü" dedi.

Hepsi televizyonun bu ani ölümüne çok üzülmüştü.

Televizyonun beklenmedik ölümü üzerine herkesi bir araya toplayarak aşağıdaki konuşmayı yapmayı uygun buldum;

...


Bütün Yazılar:

1. Organ Mafyası, Ton Balıklı Makarna ve
Herhangi Bir Ağaç

2. Doğu Mistizminin Anadolu'ya Etkisi; Tasavvuf
3. Sincap'a Mektup - Derlemelere Giriş
4. Kuran'dan Hayatı Anlamaya Dair Derlemeler
5. İbadet (Yeni Başlayanlar İçin 5 Dakikada Namaz)



[ Yazılar ] [ Sorular ] [ Köşeler ] [ Arşiv ] [ AnaSayfa ] [ e-Posta ]


Yazı göndermek,
soru sormak, bilgi almak - vermek için
e-Posta atabilirsiniz.
Resmi bilgisayarınıza indirmek için :800x600 veya :1024x768 seçeneklerinden uygun olanı 'tık'layınız.